www.islamahasret.net

 

 

----------------------------- Mavi
Mavi Marmara Ezgisi
----------------------------- Çanakkale
Çanakkale videosu (TSK ilk defa yayımlıdı)
----------------------------- Aşk
Aşk Hamalı-1
----------------------------- Aşk
Aşk Hamalı 2
----------------------------- Çanakale
Çanakale Zaferi
----------------------------- Şefki
Şefki Yılmaz -Neden EVET Demeliyiz 1
----------------------------- Ender
Ender Tekin - Sensiz Bayram Olmuyor Gel
----------------------------- Şefki
Şefki Yılmaz- Neden EVET demeliyiz-2
Aykut KAYA“Hayır”cılar Referandumu birde böyle okusun!
Zeynep ÇELİKYalnızlık
Ömer AbdulazizKul Halis olursa
Y.Emre KAPLANSırıtan Karakterler
Atalay AYDINYaş Otuz Dostlar
Haber Yorumları
Yazarlara Yorumlar
Bir toplumun birliği “Birlerini” farketmekle olur konunun doğruluğuna diyec.. nurhak
Kimine İbadet Olur Kimine Açlık Oruç, tüm bedenimizle tut.. ebusimbell
Hidayete Yolculuk-2 “Hidayet nimetini Allah T.. esma_nur
Kul Halis olursa O Rab ki ona güveneni k.. esma_nur
Kul Halis olursa imanda, kemale ermek bud.. Selam

 

 

 

 İslâmî Medyalar
 Video_Stream
 youtube
 İlahiler-Ezgiler
 Sohbetler
 Şiirler
 İslâmî Kitaplar
 Tn-ilmihal
 Fıkh-ul Ekber
 Hayatus Sahabe
 Namazlar
 cumanamazi
 İslâm Tarihi
 islam_Tarihi
 İslam Tarihi 2
 Zekat Hakkında
 ZEKÂT
 BAZI ZEKÂT MES'ELELERİ
 ZEKAT İLE İLGİLİ KONULAR
 BİR KİMSE BİR MİLYON LİRA İLE TİCARET HAYATINA ATILIR
 Hz.Muhammed(sav)
 Siyer-i Nebi ( S.A.V)
 Efendimiz Kimdi
 Evlilikleri
 Veda Hutbesi
 Efendimizden Nasihatler
 Hz.Muhammed s.a.v Hayatı(sesli)
 Gençlerle İletiŞim
 Uzun Bir Dua
 Hukuk ve Fıkıh
 Gençlerle İletişim
 İslam ve Aile
 Aile Yaşamı
 Pratik Bilgiler
 Kadın Hakları
 Ana Baba Hakkı
 Dinimi Öğreniyorum
 Örtünme Hakkında
 Hikayeler Köşesi
 Sahabelerden
 Evliyalardan
 Çeşitli Hikayeler
 Ibretlik Hikayeler
 Cennet ve Cehennem
 Peygamberlerden
 Hz. Muhammed (s.a.v)
 Çocuklar İçin(Hikayeler)
 Peygamberler
 adem
 davut
 elyesa
 eyyup
 harun
 ibrahim
 isa
 ishak
 lut
 nuh
 salih
 suayip
 suleyman
 yunus
 zekeriya
 zülkifl
 muhammed
 Kur'an- Kerim
 Kur'an-ı Kerim Görüntülü ve Mealli
 Kur'an-ı Kerim Hatimi(Görüntülü)
 Namaz Sureleri
 Fatiha
 Felak
 Nas
 İhlas
 Kafirun
 Kevser
 Kureyş
 Maun
 Nasr
 Tebbet

Şu ana kadar 16 Hatim bitti
17.Hatim için cüz dağıtılıyor.

Cüz almak için tıklayınız.

Hatim Bölümüne
gitmek için tıklayın
Kuranı Kerim Meali

Kuran-ı Kerim Görüntü
Peygamberler Tarihi
Dini Sualler
Dini Bilgiler
Doğadaki İhtişam-İzle
Dualar
Kuran Okumaya Giriş
Ses Serisi
Tarih -İzle
Tecvid
Web Kitap
Padişahlar
Bayanlar Özel
Aykut KAYA
Ekle: Facebook'a ekle Google'a ekle Twitter'a ekle Digg'e ekle DEL.ICO.US technorati tusul
Arkadaşınıza gönderin Arkadaşınıza gönderin
Yazara Mesaj Yaz Yazara Mesaj Yaz
Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır
Yorum Ekle Yorum Ekle
Yazarın son 5 yazısı
Anasayfaya Geri Dön“Hayır”cılar Referandumu birde böyle okusun!
Anasayfaya Geri DönBir toplumun birliği “Birlerini” farketmekle olur
Anasayfaya Geri DönKimine İbadet Olur Kimine Açlık
Anasayfaya Geri DönEvladın varlığı bereket,yokluğu imtihandır
Anasayfaya Geri DönKampanya için son gün!

Anasayfaya Geri Dön Anasayfaya Geri Dön

Karakter boyutu :13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto


  Hidayete Yolculuk-2  

Evet bu ot kokusuydu.. evet bu koku ot kokusuydu.. Bundan emin olunca, kokunun geldiği yere doğru ilerledim, ağacın dibine oturmuş, iri sarımlığı içen birkaç kişiyi görmüştüm. Selam verip yanlarına yanaştım. Biri orta yaşlı diğer birkaçı ise 25 li yaşlardaydı.
Beni görünce, biran toparlanıp sarımlıkları sağa sola atmaya başladılar..
İçlerinden biri “Ne geziyorsun lan burada..” diyerek elindeki çakıyı boğazıma dayayıp kim olduğumu sordular
Kendimi tanıtıp, çektikleri sarımlığın kokusuna geldiğimi, sizinle birlikte içmek istediğimi söyleyince, rahatlamış ve yanlarında yer açmışlardı.
…………………
Hikâyesini merakla dinliyordum.
İkindi ezanı okunmasıyla yakınlarda ki camiye gidip namaz kılacaktım.
Kenan öylesine konuşuyorduki,  yıllarca hiç kimseyle konuşmamış gibi derdini döküyordu.
Bu halini bir daha yakalayamazdım..
Camiye gidip döndüğümde belki bu haliyle karşılaşmayacak, hikâyenin devamını öğrenemeyecektim.
 
—İstersen biraz ara verelim. İlerdeki çay bahçesinde çay içelim.
Bulunduğumuz ağacın dibinden kalkıp, ilerledik.
Kardeşim sen geç otur ben lavaboya gidip geleyim
Namazı kıldıktan sonra tekrar çay bahçesine geldim.
Kenan’ı göremiyordum. lavaboya gitmiş olmalı..
45 dakika geçmesine rağmen Kenan ortalarda görünmüyordu.
Telefonla aramışsam da, cevap vermemiş, artık gelmeyeceğini anlayınca Antakya ya geri dönmüştüm.
 
O günlerde resmi tatil, hafta sonu tatili ile birleştiği için birkaç gün Kenan’la irtibatımız kesilmişti. Evinde değildi, telefonuda kapalıydı.
 
Yaklaşık bir hafta sonra, sabahleyin telefon sesiyle uyandım.
Telefondaki seslerden polis karakolundan aradığı anlaşılıyordu
—Aykut beylemi görüşüyorum.
Evet benim buyurun.
—İskenderun emniyet müdürlüğümden polis memuru İsmail
Buyurun memur bey
iki gün önce bıçaklanma vakası ile gelen, hastanın adının Kenan olduğunu öğrendik.
Neye uğradığımı şaşırmıştım.. Kelimelerim düğümlenmişti..
Kenan mı Kenan poyraz mı?
—evet
Durumu nasıl ciddi bir şeyi yok değimli? şuan nerde durumu nasıl ..
Soruları peşi sıra sormuş, karşımdaki memurun sakin olmamı, yoğun bakımdan çıktığını ve durumunun iyi olduğunu söylemesiyle ferahlamıştım.
 
—numaranızı Kenan poyraz verdi ve siziz bize yardımcı olacağınızı söyledi.
Tabiî ki deyip, detayları öğrenmek için İskenderun devlet hastanesine gitmiş, buradanda emniyet müdürlüğüne uğrayıp gerekli işlemleri yapmıştım.
 
Kenan ile birtürü görüşemiyordum.
Aksilik bu ya, aynı günlerde vize sınavlarımız başlamış ziyaret saatleri sınav saatleriyle çakıştığı için bir türlü dek getirememiştim.
Bölüm başkanımızla görüşüp Kenan’ın sınavlara giremeyişinden doğacak sıkıntılardan kendisine yardımcı olmalarını rica etmiştim.
Hocalarımızla ayrı bir hukukumuz vardı.
Bu ricamı geri çevirmeyip, her türlü kolaylığı saylayacaklarının sözünü almıştım.
 
Sınav çıkışı İskenderun devlet hastanesine gitmiş, bin türlü dil dökmeme rağmen ziyaret saati olmadığı gerekçesiyle içeri alınmamıştım.
Hastane yönetimine durumumu anlattıktan sonra nihayet kenanı göre bilmiştim.
Beni gördüğüne öylesine sevindiki..
fazla yormadan olayın nasıl olduğunu öğrenmemek istiyordum..
 
“Geçen hafta seni parkta ektiğim için özür dilerim” diyerek sözüne başladı.
“O gün, sen gittikten sonra, hap almam gerekmişti, tanıdığım yerden, bulup bir kaçını birlikte yutmuştum. Sonrasını da hatırlamıyorum” deyip gülümseyerek sözünü bitirdi
 
Önemi yok kardeşim.. peki bu yaralanman nasıl oldu..
“4 gün önce, sigaram bittiği için gece vakti sigara almaya çıktım, Market dönüşü sokak arasında birkaç tinerci sıkıştırıp gasp etmeye çalıştı, beceremeyinceye havalandırma deliği açtılar”
 
İkimizde gülümsemiştik. 
Polisler arayıp bıçaklı saldırıya uğradığını yoğun bakımdan henüz çıktığını ve gerekli işlemler için numaramı senin verdiğini söylediler. 
korkuttun bizi kardeşim.. Allah korumuş desene
 
Gözü tavanda birleşti,dakikalarca bir noktaya kilitlendi..
Allah mı? Hangi Allah? Hani nerde? Varsa neden görmüyor beni?
Olsaydı ben bu halde olmazdım, kız kardeşim, Annem ölmezdi küçük yaşta onca çile eziyet çekmezdim.
 
Aslında bu konular için çok güzel örnek ve açıklamalar vardı..
Fakat ne vakit nede ortam buna müsait değildi.
Kendini fazla yorma kardeşim, İyileşmene bak. Bunları sonra konuşuruz.
Babanın bu durumda haberi varmı?
—Hayır yok
Neden yok bilmesi iyi olurdu
—Hayır, kesinlikle bilmesini istemiyorum. Bana babalığını göstermediği için bu haldeyim.
Yüzünü dahi görmek istemiyorum.
Fazla ısrar etmeden Bir ihtiyacı olup olmadığını sorup, yarın sınav çıkışı tekrar geleceğimi söyleyerek yanından ayrıldım.
 
Yaklaşık bir hafta sonra taburcu olmuştu, karnından aldığı bıçak darbesi nedeniyle bir süre istirahat etmesi gerekiyordu.
Kendi evinde kalamazdı. İzmir’e babasının yanınada gitmezdi.
Yurda gelmesini söylersem kabul etmezdi
Söylememde fayda var, belki kabul eder.
 
Kardeşim, bir süre istirahata ihtiyacın var, tek başına evde kalamasın, bense öğrencileri bırakıp senin yanına gelemiyorum.
Bari sen gelip bir süre yanımda kal. Oda arkadaşımı kovarım gider.
Birlikte biraz zaman geçiririz. Yemen içmen sorun olmaz hiç olmasa
 
Biraz ısrardan sonra kabul etti.
kendi odamı, ona göre hazırlayıp serum ve pansuman malzemelerini eczaneden temin etmiştim.
Sabah akşam, pansumanını yapılması gerekiyordu.
Her gün bir öğrencimizi, yanında kalması ve ihtiyaçlarını karşılaması için görevlendirmiştim.
Gece okul çıkışından sonra, hiçbir yere uğramadan yurda gelir, Kenan ile geç saatlere kadar konuşurduk..
 
Aykut
—Efendim kardeşim
Neden benim gibi inançsız birine yardım ediyorsun? herkes benden nefret eder, yanlarından kovarlardı..
Oysa siz bunu yapmıyorsunuz. yurt müdürünüzden 14 yaşındaki öğrencilere varıncaya kadar hepiniz benimle bir kardeş gibi ilgileniyorsunuz neden ?
Gülümsemiştim.
—Kardeşim, Bizler insana önem veriyoruz. Dinimiz bunu emrediyor.
Darda kalan hayvan dahi olsa el uzatmamızı emir ediyor.
 
Ama ben hiçbir şeye inanmıyorum
—Hayır yanılıyorsun. İnançsızlık diye bir şey yoktur, sen inanmadığına inanıyorsun.
 
Sizler çok farklısınız babam gibi değilsiniz. Camideki imam gibi değilsiniz
Kimsiniz nesiniz?
 
—Kenan kardeşim. bizler inandığımızın yaratıcının, bize gönderdiği emir ve yasaklara uymaya gayret gösteren insanlarız.
Herkes Müslümandır, fakat her Müslüman çoğu şeye dikkat etmiyor.
Böyle oluncada bütün hatalar islama mal ediliyor.
Oysaki insanlar uygulama için vardır.
 
—soru sorayım. Cevap ver akabinde devam edelim..
Bu ülkenin kanun ve nizamları vardır değimli?
Örneğin, polis kendisine verilen yetkiyi aşıp koruması gereken kanunu çiğneyerek, üniformaya güvenerek halka eziyet eder. Çektirmediği eziyet, zulüm kalmaz böyle bir durumda suçlu kim olur?
 
Polis olur tabiî ki.
 
—Buradaki yanlış ise karşılaştığın insanlarda dini yanlış yorumlayan, bildikleri halde yine yanlışlarına devam eden insanlarındır.
suç İslam’ın değil bunu uygulayan ve kendince doğru bildiklerini yapan insanların suçudur.. Sen İslam’a karşısın değimli?
Örneğin, bahs ettiğin imam, cami avlusunda hakaret edip kovmasaydı, dinden bu kadar nefret edermiydin ?
 
Hayır, beklide böyle olmazdı.
 
—Sen söylediklerimi biraz düşün.
Sonrasında sorularını sormaya devam edersin diyerek, konuyu kapamıştık.
 
Haftalardan beri aradığım fırsatı bulmuş, kalbine birkaç tohum serpilmişti.
Elbet gün gelir filizlenir umuduyla, öğrencilerimizle kıldığımız her namaz sonrasında, Kenan için dua etmiştik.
 
Uzak ilçedeki dershanenin bilgisayar sistemlerinde sorun çıkmış tamiri için beni görevlendirmişlerdi bu yüzden sabah yola çıkmam gerekiyordu.
Emine şenlikoğlunun, “Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar” isimli kitabını Kenan’ın görebileceği bir yere koymuştum.
 
Arızanın giderilmesi birkaç gün alacağı için, arkadaşlarımdan Kenan ile ilgilenmelerini rica edip yola koyulmuştum.
 
Biran evvel işlerimi bitirip geri dönmek için, geceleride çalışmış sonunda bitirip dönmüştüm.
 
Kenan her zamankinden biraz daha farklıydı
—Kenan kardeşim, nasılsın bakalım.
İyiyim aykut biraz daha iyiyim.
 
—Yüzünün şişliği ney, gözün altı kıpkırmızı?
Bilmem hiç farkında değilim
 
Fazlada üstelemeyerek, yemek saati geldiğini söyleyip, yemekhaneden yemek getirecektim.
Aykut dur birlikte gidelim..
—Rahatsız olmayasın. Dikişlerin açılır zarar görür.
Yok yok bir şey olmaz, bu gün öğrencilerle birlikte yemek yiyeyim istiyorum.
—peki kardeşim nasıl istersen
Koluna girip yemekhaneye inmiş, pencere kenarında boş masaya geçip oturmuştuk.
 
Yurtta 50-60 lise ve ilkokul öğrencileri kalıyordu, bazı öğrencilerimizin ebeveynlerini ayda bir yurt ücretini ödemeye gelirken görür, öğrenci kaydından sonra birdaha görmediğim veliler dahi vardı.
 
Kenan’ın yemek yerken, yaşlarının 10 – 15 arasında değişen öğrencilere imrenerek baktığını görünce;
—Hayrola Kenan. Çocukluğunumu özledin ?
Sorma aykut bu çocuklar ne kadar şanslı olduklarını ah bile bilseler.
 
—Neden şanslılar ki?
Boş ver aykut
 
Herkes yemeğini bitirmiş, öğrencilerimizden biri amin diyerek yemek duasına başlamıştı..
Her sözünden sonra amin diye yükselen nidalar, Kenan’ın ruhunun derindiklerine hitap ettiği, gözlerinin nemlenmesinden anlaşılıyordu..
 
İçimden Rabbim ne olur.. ne olur kenanın kalbine iman kıvılcımlarını yak!
Yemek salonundan çıkıp merdivenlere doğru yönelmişken,
Aykut biraz yürüyelim mi?.
—rahatsız olmayacaksan tabiki
akşam serinliğinde biraz yürüyüş iyi gelir diye caddenin sonunda bulunan mezarlığa kadar yürümüş, burada biraz dinlenmek için beklemiştik..
 
Kenan’ın gözleri mezar taşlarından birine kilitlendi..
Aykut şu mezar taşında ne yazıyor..
Baktığı mezar henüz 6 yaşında vefat etmiş çocuğa aitti.
Aneminde adı semaydı derken gözlerin dolmuştu.
Kenan’ın bu hali kendine zarar verdiği için biran evvel buradan uzaklaşmak için yurda doğru yürümüştük, henüz yolu yarılamışken yakınlaraki camiden akşam ezanı duyuluyordu.. ezandaki hayyelal felah’ sesiyle birlikte gözlerimin içine bakıp..
Aykut
—Efendim kardeşim.
 
Bu sözümle boynuma sarılıp ağlaması bir olmuştu.. Kenan’ın içinden fırtınalar kopuyordu. İçindeki şey her neyse onu bir hayli rahatsız ediyor, adeta kemiriyordu.
 
Tek kelime dahi konuşmadan Ağır adımlarla Yurda gelip odaya geçtik, öğrencilere namaz kıldırıp geleceğimi söyleyip yanından ayrılmış 15 dakika sonra tekrar gelmiştim.
 
Aykut
—Buyur kardeşim.
O kitabı sen bıraktın değimli
—Hangi kitap?
Kırmızı ciltli olanı..
-Evet canın sıkılırsa bakarsın diye bırakmıştım..
Gülümsemişti.
 
Aykut bir soru sora bilirmiyim?
—Tabi kardeşim buyur.
 
“Neden var edildik? Madem Allah var ve yaşayacağımız şeyleri önceden bildiği halde neden bizi dünyaya getirip böyle sıkıntı çekmemize razı oluyor?
Benim inanmayacağımı biliyorduysa neden beni yarattı?”
 
Bu soru boşuna sorulmazdı, hele inançsız biri bu soruyu asla sormaz, çünkü hiç bir şeye inanmayan birinin sorduğu bu soru, ancak başkalarının zihnini bulandırmak amaçlı sora bilinecek türdendi..
Kenanın durumuda böyle bir şeye müsait değildi.
Bu soruyu sorduğuna göre, kalbine düşen o tohumun yeşerme vakti gelmişti.
 
—Kardeşim cevabı vermeden önce bilmemiz gereken başka bir konu var.
İlk önce bunu bilmemiz gerekiyor ki devamında senin soruna cevap vere bilelim..
 
“Allah dünyayı ve içindeki varlıkları yaratmadan evvel, öncelikle gelmiş ve gelecek bütün insanların ruhlarını yaratmıştır. Bunları ruhlar âlemi denilen bir âlemde bir araya getirmiştir. Daha sonra hepsini birden huzurunda toplayarak kendilerine hitaben:
Ben sizin Rabbiniz değil miyim? diye sormuştur.
Ruhlar da: Evet, sen bizim Rabbimizsin, diye cevab vermişlerdir. "Ancak sana ibâdet eder, senden yardım dileriz" demişlerdir. İşte bu konuşmanın vuku' bulduğu zamana, Kâlû Belâ denir. Allah daha sonra insan ruhunun bu sözünde ne derece samimî ve doğru olduğunu ortaya çıkarmak için, şu dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır. Ve her bir ruhu ayrı bir bedene yerleştirerek, onları belli zaman aralıklarıyla şu imtihan meydanına göndermiştir. Böylece insanın önüne iki yol açılmıştır: Ya akıl ve iradesini iyiye kullanarak Kâlû Belâ'daki gibi Allah'ı Rab tanımakta devam edecektir. Yada iradesini ve aklını kötüye kullanarak Rabbini ve Allah'ını inkâr edecek, O'na kulluktan kaçacak, şeytan'ın yoluna sapacaktır”
 
Kenan’ın gözleri ayak parmakları ile birleşmiş,suskunluğu dakikalardan sonra bozulmuştu..
Amaa.. diye bildi sadece.
Bu amanın manası, iç dünyasında acısını çektiği, karmaşanın ifadesiydi.
 
—Kardeşim soracağın başka soru varmı?
 
Kenan hiçbirşey söylemiyor öylece ayak parmaklarına bakıp “hayır” dercesine başını sallıyordu
Yalnız kalması gerektiğini düşünerek yanından ayrılmıştım.
 
Kenan’ın bu durumunda arkadaş olarak her zaman yanında olduğumuzu biliyor olsada, madden ve maneven yıpranmış birinin yanında görmesini isteyeceği insanlardan biri muhakki aile fertlerinden olmasıydı.
Bildiğim kadarı ile babasından başka Yozgat’ta yaşayan teyzesi vardı.
Teyzesine ulaşıp, şu günlerinde yanında olması gerektiğini düşünmüş, ulaşmaya çalıştımsada başaramamıştım.
Ulaşa bileceğim sadece babası vardı. Ama bu hali babası ile görüşmeye müsait değildi.
 
Ertesi sabah, uyandığımda Kenan uyanmıştı. Acık cama yaslanmış bir noktaya hiç kımıldamadan bakıyordu.
Kenan diye seslendim..
Efendim aykut
Gözleri kan çanağına dönmüş, uyumadığı belliydi.
—Geceden beri uyumadınmı? gözlerinin hali ne öyle..
Hayır uyuyamadım..
 
Nasıl uyuyacaktı ki, yıllarca doğru bildiği yanlışların yaprak dökümüne uğradığı bu şu birkaç haftada, derinlerdeki o zelzelenin tahribatını, hücrelerine kadar yaşamıştı.
 
Öğrencinin kapıyı çalıp, kahvaltının hazır olduğunu söylemesi üzerine, toparlanıp yemekhaneye inmek için merdivenlere yöneldik, merdivenin basındaki etüt odasında öğrencilerden birinin, yüksek sesle Kuran-ı Kerim okuduğunu duyduğunda, odanın kapısını göre bileceği kadar aralayıp bu öğrenciyi seyre koyulmuştu.
 
Kenan, sanki daha önce hiç duymadığı melodiyi dinler gibiydi.
Bir süre, kapı eşiğinden Kuran-ı Kerimi dinledikten sonra ağır aksak adımlarla, öğrencinin yanına yaklaştı. başucunda biraz daha dinlemişti.
kahvaltı için yemekhane ye inmiştik.
 
Yurtta dinlenmesi on günden fazla olmuştu. iyice toparlanmış ve kontrol zamanı gelmişti.
Kontrolünde dökülmeyen dikişleri alınıp bir takım tetkiklerden sonra, doktorun hayatına döne bileceğini söyleyince, Kenan’ın gözlerindeki hüzün bir kat daha artmış, ağlamaklı olmuştu.
 
Hastaneden çıkıp yurda geldik.
Bir süre dinlendikten sonra dolabındaki elbiselerini çıkarıp çantasına yerleştirmeye yeltenince..
Kardeşim istersen biraz daha kala bilirsin. Bizim için herhangi bir mahsur yok bende kalmanı çok istiyorum deyince, göz yaşları dudaklarına kadar inmişti..
 
Aykut ne diyeceğimi bilmiyorum. Öyle bir haldeyim ki bu teklifine hiç hayır diyecek halde değilim.
Hastanede doktorun “normal hayatına döne bilirsin” dediğinde sizden ve bu huzur dolu yerden ayrılacağım için üzülüyordum.
“Nolur bırakma beni” diyerek bir birimize sarılmışlık
 
Asla kardeşim, asla bir birimizi bırakmayız..
Dilediğin kadar burada kala bilirsin, bizim için hiçbir mahzuru yok.
 
Müdürle konuşup Kenan için boş odalardan birini hazırlamış, kendi odasında daha rahat hareket edeceğini düşünmüştüm.
 
Kenan her gecen gün biraz daha farklılaşıyor,
O eski halinden git gide uzaklaşıyordu. İçindeki depremler bir nebze olsun dinmiyor, her gün yeni şeyler öğrendikçe, yanlışlarından biraz daha kurtuluyordu.
 
Kenan hap almayı bırakmıştı.. Artık alkolde almıyordu. Zaten yurda geldiği günden itibaren buna uygun ortam bulamadığı için alkol kullanmamış, birkaç defada extacy içmişti
Gittiğim ilçeden döndüğümde gözlerinin şişini sormuş olduğum gün, extacy almayışından kaynaklı sıkıntı olduğunu bu günlerde öğrenmiştim.
 
Okulun son günleri yaklaşmıştı ve son sınavlarımızı veriyorduk, Kenan bu sınavlara girmiş ve çoğundan kalmıştı. Kalmaması içinse hiçbir sebepte yoktu.
 
Kenan’ın odasına her girdiğide, farklı kitaplarla karşılaşıyordum.en son gördüğümde Kuran-ı Kerim meaili okuyordu.
Gördüğüm manzara karşısında gözyaşlarımı tutamamış, odama geçip çocuklar gibi ağlamıştım..
 
Okulun son günlerine yaklaşmıştık.
O gün Kenan’ı hiçbir yerde görmedim.. zaten cep telefonunuda öğrencilerden birisine karne hediyesi vermişti.
 
Yurt müdürünün “hocam telefonun var” demesi üzerine, müdürün odasına geçtim..
Telefondaki, Kenan dı
Aykut
—Efendim kardeşim
Okulun önünde görüşe bilirmiyiz
—Tabi Kenan, 15 dakika sonra okulun önünde buluşalım.
 
Hızlı adımlarla yürüyorduk
—Kenan nereye gidiyoruz?
Aykut nolur bir şey sorma! Sadece benimle gel.
Ses tonundan heyecanını gizleyemiyor, sevincinden adeta kanatlanıp uçacaktı.
Bir hayli yol gittikten sonra, arka sokaklarda dış duvarı sarmaşıklarla çevrili bahçeye girip, evin kapısını çaldık.
Orta yaşlı başörtülü temiz yüzlü kadın, kapıyı açıp içeri buyur etti.
Odanın bir köşesinde asılı duran kitaplıktaki kitap ve üst üste dizilmiş seccadeler den sohbet salonu olduğu belli oluyordu.
Odaya girip, bir süre oturup bekledik.
—Kenan bura kimin evi kardeşim nereye geldik biz?
Allah Allah çatlatacakmısın beni söylesene yahu.
 
Aykut sus ve bekle.
 
Teyzenin cay ikramından kısa süre sonra, içeri orta yaşlarda, elinde kitap başında takke ve imam olduğunu düşündüğüm birinin girmesiyle ayağa kalkıp selamlaştık Kısa tanışma faslının ardında konuya girdi..
 
—Kenan hazırmısın?
—Hazırım hocam
 
Kenan ile imam karşılıklı diz üstü oturdular..
 
—Kenan noluyor kardeşim.
Kenan bana bakıp gülümseyerek “beklede gör” dedi
 
Yoksa… yoksa…
 
İmamın kısa dualar ardından ellerini açıp Kelime-i Şahadet getirmesinden sonra Kenan bunu tekrarladı ve ayağa kalktı.
 
Aykut şu günümü sizlere borçluyum, bu anıma seninde şahitlik etmeni istedim.
Deyince, bir birimize öylesine  sarıldıkki.. o an hiçbir kuvvet bizi ayıramayacaktı ve dakikalarca göz yaşlarımızı tutamamıştık..
 
Yarabbim şükürler olsun..
Hamdolsun sana hamdolsun verdiğin bu nimete,binlerce defa şükürler olsun.. yüz binlerce kez Hamd-ı Senalar olsun..
 
—Kardeşim şimdi sıra bende, benimde sana sürprizim var
Ne sürprizi aykut?
—bekle gör.. benimle gel
 
Kenan’la birlikte yurdun yolunu tutmuştuk, Kenan merakla sürprizin ne olduğunu tahmin etmeye çalışıyordu.
Defalarca aynı şeyi soruyor ve bende aynı şeyi tekrarlıyordum
—bekle gör kardeşim
Nihayet yurda gele bilmiştik,
—kardeşim, sen odaya çık ve bekle
Aykut ne oluyor söyle sene
—bekle kardeşim geliyorum şimdi.
 
Birkaç dakika sonra, yanımdaki sürprizle birkikte odanın kapısına kadar gelmiş, kapıyı aralayıp,
—Hazırımsın kardeşim?
Aykut çatlatma beni.
 
Ve odaya Kenan’ın babası ile birlikte girmiştik.
Kananın şaşkınlığı, heyecanıyla karışmış, derin ve hızlı nefes almaya başlamıştı..
 
Bu karşılaşma anında babası ile birkaç dakikalın gözlerin kilitlenmesi,
Oğlum… Sesiyle son bulmuş, gözlerdeki acı ifadeler yerini gözyaşına ve bir daha hiç ayrılmayacakçasına sarılmasına bırakmıştı.
Affet beni baba ..
Oğlum..
Baba nolur affet… Babam…
Pişmanlık üzüntü, özlem hasret… zıt kavramların tümü biranda sergileniyordu.
 
Birkaç gün önce babasını arayarak bıraktığı emaneti iade edeceğimizi ve acilen gelmesi gerektiğini söylemiştim.
Babası, Emanet ile neyi kastettiğimi anlayamadan İzmir’den kalkıp gelmişti.
 
—Amca buyurun emanetiniz..
Babasının Kenan’ı  bırakıp bana sarıldığında Kenan’dan hiçbir farkım olmadığını anlaya biliyordum..
Sağol oğlum sağol.. Allah razı olsun sizlerden.. Allah razı olsun…
 
Kananın hidayete ermesi ve babası ile barışmasından duyduğum mutluluğu koca bir yıl içinde hiçbir şeyden almamıştım.
 
Bu günden sonra, Kenan İzmir’e gitmemiş, kendini yetiştirmesi adına ricada bulunduğu şey, onu öğrenci evlerimizden birine yerleştirmem olmuştu.
Böyle bir durum karşısında bu rica değil üzerimize vazifeydi..
 
Kenan iki yıl boyunca evlerden kalmış, kuran-ı kerim hadis, kelam alanında kendini yetiştirmiş, sonrasında ÖSS ye girip, yurt dışında öğrenimini sürdürmüştü.
 
Şuanda yurt dışındaki eğitim kurumlarından birinin yöneticiliğini yapmaktadır.
 
“Hidayet nimetini Allah Teâlâ kime dilerse ona verir. İnsanların iman etmeleri, hidayete ermeleri O'nun dilemesiyledir”.
 
 
Selam ve Dua ile..
 
  

Bu yazı 2010-07-10 saat 02:29:20 eklendi ve 161 defa okundu





Söz sizde, neden sizde bir yorum eklemiyorsunuz? Yorum Ekle Yorum Ekle

Gönderen esma_nur | Tarih 2010-07-21 16:52:27 | Puan:
 “Hidayet nimetini Allah Teâlâ kime dilerse ona verir. İnsanların iman etmeleri, hidayete ermeleri O''nun dilemesiyledir”.

Gönderen zelihaa | Tarih 2010-07-10 13:14:40 | Puan:
 Kalpleri böyle imana ısndıranlardan Allah razı olsun.Birbirimiz üzerinde o kadar cok sorumluluklarımız varki,bir insanın karanlıgına yada ışıga ermesine sebep olabiliyoruz.Rabbimin kalplerin mührünü açmaya vesile kıldıgı kullarına ne mutlu,ne büyük mükafat...



Esselamu Aleykum Kardeşim
Kayıtlı
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

Üye Adı:
Şifre:
Giriş:

Şifremi Unuttum?

Üyelik
Bekleyen: 0
Son 5 5 Kayıtlı:
atmacaugur zeynep09 efc54 me_da TAARUF0663 
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 1769

Şu An Bağlı
Ziyaretçi: 16
Üye: 3
Toplam: 19

Registrati per visualizzare e interagire con gli utenti OnLine


İslama Hasret.Net
2007
.::DUYURULAR::.
• İslama Hasret'ten İstekleriniz..
• Tanışalım-Kaynaşalım
• Geri Dönüsüm Kutusu
• Genel Duyurular
• Forum Hakkında
VEFAT & TAZİYELER
• VEFAT & TAZİYELER
Psikoloji & Psikiyatri Konuları
• Yetişkin Psikolojisi
• Depresyon
• Çocuk Psikolojisi..
H İ Z M E T L E R İ M İ Z ==>
.::TEFSİR HOCALARINDAN KONULAR::.
.::KURAN-I KERİM::.
• Meal ve Tefsir
• Kur'an-ı Kerim Genel
• Kur'an-ı Kerim
• Kur'an Öğreniyorum & Tecvit ve Kıraat
• Arapça Dersler
.::ALLAH (C.C)::.
• Esma-uL Hüsna
• Allah (c.c)
.::HZ. MUHAMMED (S.A.V)::.
• Siyer-i Nebi (s.a.v)
• Hz. Muhammet Mustafa (s.a.v)
• Hadis&Sünnet Bahçesi
.::İSLAM-GENEL::.
• İslamda Güzel Ahlak
• İslam Dini
• Tasavvuf
• Namaz
• Kıssadan Hisseler
• Haftanın Konusu
• Genel İslami Konular
• Dua Deryası
• Cuma Mesajları
• Cihad Meydanları
• Başörtüsü Özel
•  İlmihal
.::ŞİİRLERİNİZ
• Kendinize Ait Şiirleriniz
• Alıntı Şiirler
.::MULTİMEDYA & RESİMLER::.
• Resimler & Duvar kagıtları vb
• Kendi Objektiflerimiz
• Film ve Video Klipler
• Ezgi & İlahi & Tasavvuf
.::GENEL KONULAR:::
• Şiirler
• Özlü Ve Güzel Sözler
• Paylaşmak İstiyorum
• Kültürümüz Ve Sanatımız
• Kitap ve Dergi Tanıtımı
• Kendi Şiir Ve Yazılarımız
• Bir Yudum Hikaye -VİDEO
.::TARİHİMİZ::.
• İslam Tarihi
• Ünlü İslam Büyükleri ve Alimleri
• Sahabe-i Kiram
• Peygamberler Tarihi
• Osmanlı Tarihi
• Cumhuriyet Tarihi
.::AİLE -EĞİTİM -SAĞLIK::.
• Yemek Tarifleri
• Sağlık - Tıp
• Kadın ve Aile
• Çocuk Eğitimi
.::SERBEST KÜRSÜ::.
• Her Telden
• Güncel Konular
.::BİLGİSAYAR ve İNTERNET::.
• İşletim Sistemleri
• Web Tasarım
• Photoshop Dersler
• Network ve internet
• Güncel Programlar
• Donanım
• Dini Programlar
• Bilgisayar ve İnternet Hakkında Çeşitli Bilgiler
.::Web Siteleri::.
• Kendinize Ailt Web Siteleriniz.
• Hoşunuza Giden Web Siteleri
.::MİZAH VE EĞLENCE::.
• Oyunlar
• Mizah-Eğlence
• Komik Videolar & Karikatür, Animasyon

Forumlar Anasayfa
Toplam 31498 mesaj