Eş seçimindeki tercihler, bazen duygu yoğunluğu bazense bu duyguları bertaraf edip düşünceleri doğrultusunda neticeye varıla biliniyor.
Verilecek kararda rehber edinmek istesekte pusularımıza uymakta geri kalıyor, veya elimizin altında olduğu halde kullanmaktan kaçınıyoruz.
Daha önceki yazılarımızda, eş seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlara değinmiş, fakat evlenecek kişide bulunması gereken konuları kaleme almamıştık. Bu yazımızda evlenecek kişilerin İslam ahlakı üzerinde yoğunlaşmayı konu edineceğiz.
Konu esası itibariyle bir hayli geniş olduğu için, anlam bütünlüğünün bozulmaması adına, başlıkları kısımlara ayırıp kısaltma gereği duydum, kısımlara ayırarak ana hatlarıyla söz ederek, ayet hadis ve büyüklerimizin tavsiyeleriyle başlayalım.
Evliğin cennet bahçelerine çevire bilmemiz için kendimizde olması gereken özellikler.
Efendimizin, “evleniniz ve çoğalınız” sözüyle hali vakti yerinde olan kişilerin evlendirilmesini tavsiye etmiştir.
Evlenmeye niyet eden kişinin buna hazırlanma evresi, sonraki safha olan evliliğin cennet bahçesine çevirmedeki temel maddelerin en üstlerde yer alan başlık, kişinin kuran-i olmasıdır.
Kuran-i demek temiz yaşama meyl eden, Allaha yakın olmak demektir.
buda yedi madde ile sıralanmıştır.
Gözlerin temiz olması:
Kişinin ideal olgunluğa erişmesinde gözlerin temiz tutulması beklide en fazla önem arz eden konudur. Çünkü kalplerin kirlenmesindeki büyük nedenlerden biri bakmaktır.
Bakılmaması gereken yerlerden gözlerimizi sakındırarak, maneviyat temizliği her zaman korunursa, Allaha yakınlıkta bu derecede yol kat ederiz.
Efendimizin bu konudaki sözünü tekrar hatırlamak gerekirse;
“İnsan gözlerine hâkim olmadığında, önce zihni kirlenecektir ve sonrada kalbi kirlenecektir. Daha sonra artık amelleri, yani hayatı kirlenecektir” buyurmuşlardır.
Dilin temiz olması:
Halis imana sahip olmamızda önemli hususlardan biri olan dil temizliğidir.
Hz. Ali’nin: “kişinin özü doğruysa, sözü’de doğrudur” özünde doğruluk olanın, yalana meyletmesinde doğan tezatlık ortadan kalkmalıdır.
Bil hassa yalan söylemek, kişinin maneviyatındaki açmış olduğu derin çukurların neticesinde sonu hüsrandır ki; ibni mesut’ tan nakledilen hadisi Şerifte:
“Kul yalan söylemeye. Yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur Sonunda Allah nezdinde, yalancılar arasına kaydedilir”
Hadisi, takva yolunda en önemli engellerden biri olduğuna işaret etmektedir.
Kulakların temiz olması:
İnsanları Allaha yaklaştıran yada uzaklaştırmada, dinlemendin ayrı yeri vardır ve dikkatli davranılması gerekir. Sakınca arz eden dinlemeler neticesinde, öncelikle kap ve zihin kirlenir, sonrada maneviyatın zedelenme sonucu ortaya çıkar. Bunlar ekseri müslümana yakışmayan dinlemelerdir.
Zihin temizliği:
Günlük yaşamımızda her gün yüzlerce olaya tanıklık eder, istemeyerekte olsa gördüğümüz duyduğumuz olaylar ve okuduğumuz gazete dahi en küçük argümanlarına varıncaya kadar zihnimizde toplanır. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen zihini işgal eder, Bu gereksiz bilgiler elemeden geçirilmediğinde, ilmi bilgilerle bulunduğu yeri kirletir, zihin bulanıklığı kirliliğe
Zihin kirliliği, karışıklığa, karışıklık ise Dünya hayatında ciddi sorunlara yol açar.
Rızık temizliği:
Kazanılan rızkın temiz olması, kişinin maneviyatı ile bire bir alakalıdır.
Kazanç kirli ise, kendiside kirli olacaktır, bununla beraber kurulan yuvada kirlenecek,
Akabinde bu kirlilik, çocuklarınada geçecektir. Kirlilik bulaşmış ruhların, takva yolunda ilerlemeside mümkün değildir. Nasılki saksıdaki çiçeğe su yerine zararlı, kimyasal sıvı verildiğinde, kısa süre içinde çürümeye yüz tutacak çiçek gibi, vicdanımızda aynı kaderi paylaşacaktır.
Bu yüzden insan kazancında çok dikkatli davranmalı, rızkını helal ve temiz yollardan temin etmelidir.
Hz. Ebubekir’in şu olayı, haram yemenin takva yolunda ne derece önem arz ettiğine delildir.
“…O na bir yiyecek getirilmiş, o da yemişti Sonra kendisine: 'Bunu İbn Numan getirdi' dedi Bunun üzerine o da: 'Bana İbn Numan'm kehânetde kazandığı)ini yedirdiniz' dedi ve arkasından da kustu.”
Kalbin temizliği:
İyilik, kötülük, nefret, sevgi kin, gibi duygularla birlikte barınan İman duygusu, diğer duyguların tümüne ağırlıklı olması gerekir.
İman ile diğer nefsanî bir takım duygular kalpte bulundurulduğu zaman, önce imana zarar verir sonra zihin kirliğini beraberinde getirir.
Bu sebeple, kalbe yer edinen kin, nefret, kötülük, duygularını imana zarar vermemesi için silip atılması gereklidir.
Amellerin temiz olması :
Amellerin temel kaynağı kalptir ve kalpte imanın mekânıdır. Kalbi dolayısıyla İmanı güçlendirmek için yapılan ibadetler, terkinde veya eksilmesinde imanın zayıflamasıyla doğrudan ilgilidir.
Bundan dolayı, ibadetlere azami dikkat ve devamlılık gösterilmelidir.
“Takvada yarışanlar” tabirinden kasıt ibadetlerde devamlı, tesbihlerinde ısrarlı olan kişilerdir.
Erken alınan ve hedefleri olmayan evlilikler her zaman sıkıntılarla doludur.
Etrafındaki insanlara bakarak önemli bir beklenti olmadan gerçekleştirilen evlilikler, her zaman sorunlara ve çözümsüzlüklere gebedir.
İdeal evlilik gerçekleştirmek için önce gerçekten istemek ve niyet etmek gerekir. Efendimizin, ameller niyetlere göredir, hadisini unutmamalıdır. Niyeti düzgün olanın amelleride düzgün olur.
Kişinin evlenmeye kararında, göz önüne bulundurması gereken ve en fazla önem arz eden noktalar;
Evlilikte acele etmekten kaçınmalı, manen evliliğe hazır olması, sosyal kültürel ve ekonomik yapının buna müsait olması ve evliliğin kendisi için zaruret olduğu kanısına varmak gerekir.
Evlilik sonrasında meydana gelecek huzursuzluklarla karşılaşmamak adına bu esaslara dikkat edilmelidir.
Evlilik öncesinde alınan kararlarda beklentilerimize hedef koymalı, bu hedefe uygun eş seçimi yapılmalıdır.
Hedefinde sünneti seniyye’ye bağlı yaşam sürdürmek isteyen Kişilerin dünya görüşü ve yaşam tarzı nasıl ise, bu doğrultuda eş arayacağı muhtemeldir.
Hayatımızın şekillenişi kuran-i ise, hayatı aynı kriterlerle kalıplaşmış kişiyi tercih ederiz.
Yaşamımızda beklentilerimize cevap verecek, Dünya ve ahiret yurdunu cennete çevirmesini beklediğimiz kişi seçiminde, kişinin şahsından ziyade aile yapısı da evlilikteki hedeflere ulaşmakta büyük yer tutmaktadır.
Bundan dolayıdırki, yukarıda belirttiğimiz, “Helal Rızık” başlığı önemlidir.
Bir diğer konu ise, kişinin Kuran’i leşmesi yani Kuran ahlakını benimsemesidir.
Kuran-i leşme nedir?
Yukarıda sıraladığımız başlılar, kuran-i leşmeye hazırlık safhalarıydı, Kuran-ileşmeye zemin hazırlayıp, üzerine bina edilmesi gereken üç başlıksa;
Doğruluk: Cenabı Hak, kendi katından kullarına vermiş olduğu vasıfların tümünü kulları üzerinde görmek ister. Bu ise literatürde gecen ideal insan olmanın gereğidir.
Güzel Ahlak: Allahın İdeal insanlarda görmeyi istediği bu vasıf, efendimizin “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” sözüyle, tamamlanan Kuran ahlakı olduğunu belirtilmiştir.
Kalbileşmek: kişinin kin, nefret duygularından arınıp, vicdanın sinir uçlarında hassasiyet, kalbinde merhamet beslemek, kalbindeki imandan emin olarak, tam teslimiyet içinde bulunan bu kişilerin, elinden dilinden zarar gelmeyeceğinden emin olunan, Yetimi koruyup gözeten, fakir fıkarayı kollayan, komşusu açken kendisi tok yatamayan kişilerdir.
Ebu Hureyre (Ra) rivayet edilir.
"Erkek dört sebepten bir eş seçer: parası sülalesi (mevkii) güzelliği ve dini. Sen dindâr olanını seç ki muvaffak olasın." (Buhari Müslim)
Bu tabii ki bayanlar için de geçerlidir.
Buna rağmen din her zaman insanların aklında kalmıyor. Tam tersi bazen müslümanların en son tercihleri arasına girebiliyor..
Seçilecek olan kişinin maneviyatından önce, mevki makam tercih ediliyor.
Unutulmamalıdırki, dünya üzerindeki bütün nimetler, cennet yurdundan birer örnektir.
Kişinin nefsani duygularına hitap eden bütün güzellikler, sınırsız olarak ötelerde verileceğine dair söz veriliyor.
Bunun bilincinde yaşamaya gayret etmeli, İslam ahlakıyla şekillenmişliğini nazara almak gereklidir.
Konuyu daha fazla uzatmadan, birkaç sözle bitirelim.
Eş seçiminde, başkalarınında fikrini almakta çok çok fayda vardır.
Tavsiye almadan kaçınılmamalı, seçilecek kişinin etrafınca nasıl bilindiğini, gerek kişinin kendisi gerekse de ailesinin yaşam biçiminde referanslar alınması en doğrusudur.
Hz. Ömer (Ra) şu örneği eş ve dost seçiminde her zaman dikkate almamızda fayda vardır.
Bir adam Ömer bin Hattab'ın yanına geldi ve birisi hakkında konuştu. Ömer (Ra) ona sordu: "Sen onun iyisini kötüsünü bilebilecek kadar yakın komşusu musun?"
"Hayır."
"Onun iyi karakterini görebilecek kadar onunla seyehat yaptın mı?"
"Hayır."
"Bir insanın dindarlığını ortaya çıkaran dinar ve dirhemle onunla iş yaptın mı?"
"Hayır."
"Sen onu caminin önünde Kur'ân okurken mi gördün?"
"Evet."
"Şimdi git sen henüz onu tanımıyorsun.."
Bu bize bir insanı tanımak için 3 mikyas sunuyor:
komşuluk maddi dostluk ve seyehat
Selam ve dua ile..