Bir kamu kurumunda görev yaparken hiç unutamadığım bir hatıramı paylaşmak istiyorum. Bir hanım eşiyle birlikte gelerek eşinin maaş bağlanacak durumda olduğunu ancak borçlarının olması sebebiyle bağlanılamadığını söylüyordu. Her ikisi de altmışına yakın bir yaştaydı. Kadın eşine karşı sürekli sert davranıyordu. Adam köşeye sinmiş bir kedi gibiydi ve eşinin her söylediğine ya evet diyor veya sessiz kalıyordu.
Adamın hali dikkatimi çektiği için masamın önündeki sandalyeye davet ettim. Çay ikram ettim, kabul etmedi. Bu arada sohbete biz başlamıştık bile. Sorularımla onu tanımaya çalışıyordum. Adının Şaban olduğunu söyledi.
Şaban Amca her an büyük bir zatın huzurundaymış gibi çok tatlı ve kısık bir sesle konuşuyordu. Oruçlu olduğunu ve yılın yarısını oruçlu olarak geçirdiğini söyledi. Yüzündeki nur ve tebessüm yaşlı haline ayrı bir tatlılık katıyordu. Her cümlesinden sonra, beni kendine daha çok bağlayan bir hali vardı.
O dönemde emeklilik şartlarını taşıyanlara, bankaların verdiği kredi ile prim borçlarını
ödeme fırsatı tanınmıştı ve maaşlarının üçte ikisi beş yıl bankanın haczi altında tutularak kredinin geri dönüşümü sağlanıyordu. Bu şekilde emekli edilenlerden, borçlarını bankaya ödeyip bitirinceye kadar maaşlarından kesinti yapılacaktı. Şaban Amca ise bu tarz emekliliği kabul etmeyerek; ‘Ben böyle emekli olmak istemiyorum, Allah bana vereceğini verdi’ dedi.
Hanımı da ‘bankaların bu iş için kredi verdiğini, kredi çekerek maaş bağlanmasını istediklerini’ ısrarla tekrarlıyordu. Tam o esnada Şaban Amca ‘ben bankadan para çekmem. Haram olan faizi asla kabul etmem. Bana maaş bağlamayın, istemiyorum’ dediği halde hanımı onu azarlıyor, ‘hayır bak bankalar para vermek için hazır seni bekliyorlar’ diyordu. Kadın utanmasa, eşini yanımızda dövecekti. Kimi zaman ortam o kadar bozuluyordu ki müdahale etmek zorunda kalıyorduk.
Karısı Şaban Amca’yı bir çanta gibi yanında taşıyor, onun kazandığı haklardan yararlanmak için getirip götürüyordu. Adam her defasında ‘ben haram parayı istemiyorum, ben bu şekilde emekli olmam’ dediği halde.
Kadın bu işi yapamayacağını anlamış olacak ki, Şaban Amcayı ısrarcı kadının yerine abisi getirip götürmeye başladı. Öyle oldu ki bu mübarek adam istemediği halde abisi maaşı karşılığında bir bankadan adına kredi çekerek emekli talebinde bulundu.
Son geldiğinde Şaban Amcanın alnında bandajlı bir sargı bezi vardı. Onu tekrar yanıma oturtup ne olduğunu sordum. Düştüğünü ve alnını merdiven basamağına çarptığını söyledi. Doktorlar beyin travması olabilir diye bir gece müşahede altında tutmuşlar.
Aynı gün Şaban Amcanın emeklilik talebini üzülerek aldık. Şaban Amca’yla ilgili hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyor, onu yakından takip ediyordum. Hatta bir başka memur arkadaşın yanına gitseler ‘ben bakarım’ deyip onlarla ben ilgileniyordum.
İki gün sonra eşi kendine ölüm maaşının bağlanması için vefat bildiriminde bulunmasından öğrendik Şaban Amca’yı kaybettiğimizi. İlk maaşını alamadan Şaban Amcanın ölmesi cidden sır doluydu. Sebebini sorunca, ölüm gerekçesinin beyin travması olduğunu söylediler.
Allah bu takva abidesi kulunun, boğazından haram lokmanın geçmesine müsaade etmemiş ve kirletmeden huzuruna almıştı. Hanımı ise maaşın kendine bağlanacağı için seviniyordu.