Takdir de hüküm de Allahın’dır. Vermek ve almak onun dilemesiyledir. Hayatımızın son bulması gibi, doğacak nesillerin kaderi Kudret sahibinin elindedir.
Sahip olmak istendiğiniz nice güzellikler vardır ki, sahip olamadığınız güzelliklerin sizin için daha hayırlı olduğu yaratanın vermemesiyledir.
Ayeti kerimede geçtiği gibi;
“Çirkin gördüğünüz şeyler, sizin için hayır olabilir. Sevdiğiniz şeyler de, sizin için şer olabilir.”
Nerden bileceğiz ki evli çiftin çocuğunun olmaması, belki de olmasından daha hayırlıdır. İrsi veya rahatsızlık sonrası, bayanın yâda erkeğin çocuk sahibi olamayışı, nice hikmetlere gebe olduğu hakikati, gözlerden kaçan noktadır.
“Evlendim ama çocuğum olmuyor, buna katlanamam” diyerek cüzi iradesiyle kendini dev aynasında gören asi kulun, Rahmani iradeye güç yetirmeye kalkışması, düşebileceği en zelil durumdur.
Aynı şekilde, sağlam bir eşin “kusurlu!” olan diğer eşe bakışı küçümseme olursa, Rahmete isyanda bulunmuş olur. Dünyası elemli, Ahireti ise adeta azap dolu geçer.
Bu durum sebebiyle evlenmekten kaçınmanın verdiği psikolojiyle gurur meselesi haline getiren kişilerin;
“Çocuğum olmayacak neden evleneyim”
“Eşime bu haksızlığı yapamam”
Düşüncelerinde sureten haklı gibi görünse de, tam teslimiyet içinde gurur ve kibiri atıp, bol şükür ve dua ile bu arzuda devam etmelidir.
En yakınımda şahit olduğum bir hadise;
Bütün Tıbbi imkânların denenmesine rağmen, hiçbir netice alınamamış, yıllar süren tahammül ve teslimiyetle, Yüceler yücesi çocuk nasip etmişti.
“Duanız olmasa, sizin ne ehemmiyetiniz var” ayetinin, nice kapıların aralanmasına sebep olduğu hikmeti bu ayette gizlidir.
Kişinin çocuk sahibi olmayacağını düşünmesi sebebiyle evlenmek istememesi, zamanla ve ısrarla hiçbir zaman evlenemeyeceği saplantısına döner. Devamında duyguların bastırılmasıyla çevreden gurur ve kibir gibi görünür. Gurur ve kibir ise, zilletin tohumudur. Evlat sahibi olmayacağını düşünen kişide oluşan bu kompleks, kendisiyle birlikte etrafındakiler içinde zorlu süreci başlatır.
Bu süreçte yeteri destek bulunulmadığında, bir hatanın diğer bir hatayı doğurma silsilesi başlar. Maddeten düşündüğü “eksiklik”, psikolojik sendromları beraberinde getirir.
Belki dönüşü olmayan hatalara girilir ve hatalar da günahlarla neticelenir.
Yada artık derin çukurların içinde etrafını akrep misali saran bu günahların yükü altında biraz daha ezildiğini ve ümidini yitirdiği düşünür. Bu düşüncelerin tamamı hatalar zincirinin halkalarındandır.
Şeytanın en fazla gayret gösterdiği, ümitsiz Müslüman profilidir.
Çocuk sahibi olma arzusu, evlenmeyi düşünen herkesin hayalidir.
Çocuğun olmayışı tıbben mümkün değilse, Tıbbı da yaratan yüce kudret sahibine tam teslimiyetle bağlanılmasında, Allah’ın olmayacakları mümkün kılması unutulmamalıdır.
Bu noktaya kadar gelişen durum da “eksiklik” bedeni değildir ve tamamıyla inanç eksikliğinden kaynaklanır.
Vücut çökse bile ruhu ayakta tutan inançtır. İnancı kılcal damarlara kadar temas etmeyenler, İnancın lezzetini tam manasıyla tadamazlar.
İmanın bam tellerinden, Hayır ve şerrin Allahtan olduğuna dair bilincini yitiren kişiler, Çoçuk sahibi olamayacağı düşüncesinde, depresyona dahi girmesi normaldir.
Oysaki ebediyet yurduna hazırlık için vücut bulduğumuz Dünyada, herkesin sınav şekli ve soru tarzları farklıdır.
Kimi yoksulluk, kimi zenginlikle, bazılarımız çocuklarımız, bazılarımız eşimizle imtihan ediliyoruz.
Çocuk sahibi olamayışının da olması kadar imtihan vesilesi olduğunun bilincinde olmamız ve bu şekilde hareket etmemiz doğru olacaktır. Yani varlığıda imtihan yokluğu da imtihan sebebidir.
Ayeti kerimeyi tekrar hatırlamak gerekirse,
“Veren ve alan odur, her şey onun dilemesiyledir”
Her şey vaktinde güzeldir. Okula başlama dönemi gibi, evlilik döneminde de evlenmekten kaçınılmamalıdır. Ki Efendimizin evlilikte hayır vardır sözü, günahlardan koruyacak kalkan, bataklık üzerinde köprü olduğuna “Evlenen kimse, dinini yarısını korumuştur, diğer yarısı için de Allahtan korksun.” sözleriyle açıklık getirmiştir.
Hiç bir zaman çocuk sahibi olamayacağı düşüncesi, en çok emek sarf edilmesi gereken mevzudur. Buda kişinin tek başına üstesinden gelemeyeceği, çevresinden manen destek alacağındaki faydanın yanı sıra korkuların üzerine gitmek daha iyidir.
Dünya ve ahretimizi kurtaracak yollardan geri durmamızda, nefsin aruzları bir kat daha artar.
Çocuk sahibi olmayacağı bilen bayanlara, büyüklerin tavsiyesi şudur ;
Evlilikten kaçınmayın, sorunlarınızı bilerek kabullenecek insanla evlenin.
Evliliğinizde engel teşkil edecek, rahatsızlığınızı karşınızdaki ile paylaşın.
Allaha güveninizi tam tutarak içinizde rıza gösterip, dünya hayatına (evlilik) adım atınız.
Sonsuz kudret sahibine maddeten ve manen teslim olan kişiler, haklarında hayırlı olanı dilemelidirler.
Her şey onun elindedir, her şeyin hayırlısını istememiz bizim faydamızadır.
Sağlığımızdaki şükür gibi, rahatsızlığınız ve “eksik”lerinizde imtihan vesilesi kılınacağı da unutmamalı bunun da şükrü eda edilmelidir.
Tam güven, tam teslimiyetle sığınıp, yapılan hayırlı planlardan vaz geçmeden ilerlemelidir.
Neticeyi Rahmet sahibine havale eden kişilerin kalbi ferahlar, düşünceleri parlar, iman bulunan kalbe, kin, nefret, gurur ve kibirin zerresi dahi giremez.
Bütün hastalık ve kazalarda, hatadan dönüp günahtan kurtulmak için yapılan tövbe ve duaya kalkan eller; iman etmiş gönüllerin ulaştığı zirvelerden biridir.
İyilikler ve Güzellikler sizin Olsun.
Hayırla kalın.